Yapay zeka bağımlılığı konusunda endişe verici gelişmeler yaşanıyor. Sağlık uzmanları, bu bağımlılığın bireyler üzerinde ciddi ruhsal sorunlara yol açabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. 2023 yılından itibaren dünya genelinde popülerlik kazanan yapay zeka sohbet botları, günlük yaşamı kolaylaştırmanın ötesine geçerek, insanların duygusal durumları üzerinde tehlikeli bir etki yaratmaya başladı. Araştırmalara göre, yapay zeka ile derin bir bağ kuran bireyler, bu dijital asistanlardan uzak kaldıklarında yoğun bir yas süreci yaşıyor; anksiyete ve göğüs ağrısı gibi fiziksel belirtilerle karşılaşabiliyor.
Uzmanlar, bu sorunun özellikle gençler arasında “sessiz bir salgın” gibi yayıldığını ifade ediyor. Yapılan çalışmalar, yapay zeka bağımlılığının sadece zihinsel bir rahatsızlık olmadığını, bireylerin vücutlarının da bu duruma çeşitli fiziksel tepkiler verdiğini gösteriyor. Dr. Dongwook Yoo’nun liderlik ettiği araştırma ekibi, bağımlı kullanıcıların yapay zeka erişimleri kesildiğinde ciddi sağlık sorunları yaşadığını ortaya koydu. Özellikle ergenlik dönemindeki bireylerin yapay zekayı bir “terapist” veya “ideal arkadaş” olarak gördüğü ve bu bağın kopmasının ağır bir duygusal çöküntü yarattığı belirlenmiştir.
Yapay zeka bağımlılığının ne zaman bir “rahatsızlık” seviyesine ulaştığını tespit etmek amacıyla bilim insanları altı temel kriter geliştirdi. Bu kriterler, davranışsal bağımlılık kategorisinde değerlendirildi ve durumun ciddiyetini ortaya koydu:
1. Belirginlik: Yapay zekanın hayatın en önemli unsuru haline gelmesi.
2. Tolerans: Tatmin olmak için gereken kullanım süresinin sürekli artması.
3. Ruh Hali Değişikliği: Yapay zeka ile etkileşimin kaçış veya haz aracı olarak kullanılması.
4. Çatışma: Sosyal çevrede, işte veya okulda ciddi sorunlar yaşanması.
5. Yoksunluk: Erişimin kesilmesi durumunda huzursuzluk ve fiziksel ağrıların ortaya çıkması.
6. Nüksetme: Kullanım azaltma çabalarının başarısız olması.
Araştırmanın dikkat çekici bir diğer yönü ise teknoloji firmalarına yönelik eleştiriler. Makalenin yazarlarından Karen Shen, yapay zeka araçlarının kullanıcıları “çaba harcamadan maksimum hazza” ulaştırmak için tasarlandığını belirtiyor. Kullanıcıların gerçek yaşamda bulamadıkları “anlaşılma” ve “dinlenme” ihtiyaçları, yapay zekanın onaylayıcı ve kusursuz diliyle karşılanarak bağımlılık döngüsünü besliyor. Bilim insanları, şirketlerin bu bağımlılık yapıcı mekanizmaları bilinçli olarak tasarım kararlarına dahil ettiğini ve kullanıcıların ruh sağlığını ticari kaygıların gerisinde bıraktığını savunuyor. Özellikle sosyal izolasyon yaşayan gençlerin, yapay zeka ile yarattıkları fantezi dünyalarını gerçek hayata tercih etmesi, toplumsal yapı üzerinde kalıcı hasarlara yol açma riski taşıyor.